Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap  |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle 18 Ocak 2017 Çarşamba 
 
Demir11
Atlasglobal-kasim
TAV-TUR
ATU-ocak
Ana Sayfa Havacılık Haberleri Röportaj Türkiye'den Dünyadan Videolar Seyahat Rotası
Demir-Lavida
   
  Prof. Dr. Muzaffer Çetingüç mcetinguc@hotmail.com  
AKUT STRES VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
9 Ocak 2017 Pazartesi

Günlük rutin yaşam olaylarının çok üstünde sıkıntı ve korku yaratan travmatik olaylar (kendine, yakınlarına veya başkalarına yönelik tehdit, şiddet, tecavüz, öldürme, yakma, yıkma, kaza, doğal afet, vs.) herkeste ‘akut stres’ denilen tepkiler yaratır. Ölümle yüz yüze gelme veya sıra dışı korkutucu, anormal yaşantılar karşısında stres tepkileri göstermek normaldir. Travmatik olay bittikten 20-30 gün sonrasında bile (bazen aylarca ve yıllarca) devam eden ruhsal sorunlar, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak adlandırılır. Akut stres yaşayanların yüzde 15’inde (1/7) TSSB çıkmaktadır. TSSB’de anksiyete (kaygı), psikosomatik bozukluklar ve ağır depresyon da görülebilir… İlk olarak Vietnam Savaşı sonrası 1970’li yıllarda tanımlanmıştır. Görülme sıklığı yüzde 10 kadardır.

2012 yılında, uçak kazalarındaki fiziksel hasarların incelenmesi amacıyla bir Boeing -727 uçağı Meksika çölüne düşürüldü. Yere çarpmaya saniyeler kala pilot ve teknik ekip paraşütle atladı. Uçağın içinde çok sayıda kamera ve ölçüm aletleri ile her bölgelerine sensörler yerleştirilmiş mankenler (dummy) vardı. Kaza sonrası uçağın yapısal komponentlerinin dayanıklılığı, çarpmanın en çok hangi bölmeleri etkilediği, mankenlerin maruz kaldıkları travmaların nitelikleri, vs. incelenerek önemli bilgiler elde edildi. Tabii ki, cansız kokpit ekiplerinde ve yolcularda ne gibi akut ve kronik ruhsal örselenmeler olduğunu ölçmek mümkün olamadı. Kültürümüzde ‘derin acıların dilsiz olduğu’ sözleri, psikolojik yaralanmaların bastırılmış türünü işaret eder. Ruhsal yaralanmanın uzun zaman dilimlerine yayılan biçimi olan TSSB’nin batı dillerindeki mottosu şudur: ‘Yaraların hepsi görülür değildir.’ (Not all wounds are visible… Invisible scars...)

Havacılık tarihinde binlerce trajik uçuş kazası olmuş, ölmedilerse, olayların mağdurlarında ve şahit olanlarda derin yaralar açmıştır. Uçak kaçırma, bombalı sabotaj ve intihar dalışları biçiminde yapılan (çoğu terörist, bazıları psikopatolojik) eylemler, medya aracılığıyla en ince ayrıntısına kadar ve dramatik görsellerle destekli biçimde anlatıldığı için, olayın içinde olmayan insanlarda bile travma yaratmaktadır. Artık bu tür olayların mağdurları sadece kazazedeler değildir; kazada yanacağı, bin parçaya bölüneceği ve saniyeler içinde yok olacağı endişeleri taşıyan milyarlarca insandır. Havayolu şirketleri ve devletler de terörist eylemleri önlemek adına paranoyalara girip güvenlik önlemlerini sıkılaştırdıkça naif insanların kaygıları daha da artmaktadır.

TSSB semptomları: Travmatik olayın her vesileyle sık sık anımsanması, korkutucu sahnelerin zihinde canlanması (flash-back), olay tekrar yaşanıyormuş gibi hissederek irkilme ve sıçramalar, olayla ilgili rüyalar, kâbuslar, uyku bozukluğu; sinirlilik, öfke patlamaları, odaklanma bozukluğu, olayı konuşmaktan kaçınma, zorlayıcı düşünceler, unutkanlık, toplumdan çekilme, yabancılaşma, ilgisizlik, duygusal küntleşme, iştahsızlık, halsizlik, depresyon, alkol, tütün ve ilaç tüketiminde artış, vs…

Bir kazanın oluşu esnasında pilot, mürettebat ve yolcuların akut stres tepkileri 4 çeşit olarak belirlenmiştir: Donakalanlar, çılgınlaşanlar, güvenlik edebiyatı yapanlar ve dengesini kaybetmeyenler. Bunlardan ilk üçü biçimindeki patolojik tutumlar profesyonel uçucularda nadiren görülür; yolcular ise dengesiz ve kontrolsüz davranmaya daha yatkındırlar.

Yolcular: Uluslararası uçuşlarda farklı dil, kültür, yaş ve kişilik kategorilerindeki yolcular otorite tanımayan ve her uçuş olayını abartmaya eğilimli insanlardır. Bazılarının ciddi psikiyatrik hastalıkları olabilir. Genellikle uçuş süresince gergin, kaygılı ve kontrolleri güçtür; basit bir türbülansta bile kolayca paniğe kapılabilirler. Kalkış sırasında motorları duran veya bomba ihbarı nedeniyle inişe geçen uçakların yolcuları çoğu zaman kabin ekiplerinin koyduğu kurallara (sırayla çıkış, yaşlı ve çocuklara öncelik, vs.) uymaz; panik içinde hep birlikte çıkış kapılarına ve slide’lara yüklenir, sıkışarak ve ezilerek ölenler bile olabilir...

Uçuş ekipleri: Genelde profesyonel kişiler olan pilotlar ve kabin memurları ise uçuş streslerine karşı görece dayanıklıdırlar ve “dengesini kaybetmeyenler” grubunda yer alırlar. Uçağın anormal durumlarında ve kritik kaza öncesinde son ana kadar paniğe kapılmadan, uçağı ve içindekileri kurtarmak için ellerinden geleni yaparlar. Kaza sırasında kumandaları bırakan, çılgınca davranan pilota pek rastlanmamıştır. Bu, kısmen uçak ve yolcuların selâmetiyle ilgili sorumluluğun kendilerinde olduğu hissiyle; kısmen de uçağın teknik emniyet sistemlerini bilmelerinin getirdiği güvenle ilgili olsa gerektir. Ama tabii ki bu bir kural değildir; 2005 yılında Tunus’un Cerba Adasından İtalya’nın Bari kentine giden Tunus Havayollarına ait uçağın kaptan pilotu, Sicilya üzerindeyken yakıtının azaldığını görerek paniğe kapıldı ve kumandaları bırakarak dua etmeye başladı. Uçağı denize indirdi; 23 kişi kurtulurken 16 kişi öldü. Ses kayıtlarına göre pilot panik içinde Allah’ı ve peygamberi yardıma çağırmaktaydı. Uçağı denize indirerek 23 kişiyi kurtadığı için kahraman ilân edildiyse de, 2009 Mart ayında biten mahkemesinde, uçağı yakındaki Palermo Havaalanına indirmediği için 10 yıl hapis cezası aldı.

Kaza sonrası dibrifing

Sivil uçak kazalarından sonra bazı havayolu şirketleri ilk 1-3 gün içinde, ‘Kaza Sonrası Dibrifing’ başlığı altında kazazede ve aileler için bilgilendirme ve deşarj amaçlı toplantılar yaparlar. Akut stres tepkilerinin yönetimi amacıyla aynı acıyı yaşayan insanları bir araya getirmek, empati, paylaşım ve tepkilerin normalizasyonu yönünden yararlı olur. Bir lider (psikolog, moderatör) yönetimindeki bu toplantılarda hedeflenen amaçlar, ilke ve usuller şöyledir:

1. Kaza geçiren veya kazada yakınlarını kaybeden kişilerin düşünce ve duygularını ifade etme fırsatı, destek ve güven vermek,

2. Sorular sorarak konuşturmak, içini dökme ve paylaşma yoluyla kayıpların acısını hafifletmeye çalışmak,

3. TSSB belirtilerini anlatıp, bunların doğal / normal olduğunu ve zaman içinde azalacağını öğretmek,

4. Tevekkül, telâfi, yüceltme ve rasyonalizasyon gibi olgun savunma mekanizmalarını harekete geçirmek,

5. Hırçın ve histerik tepkilerden uzaklaşmayı, makul başa çıkma stratejilerini öğretmek…

Diğer yöntemler

1. Kaza ana üs dışındaki başka şehir veya ülkelerde olduysa, oraya Aile Destek Timlerinin ivedi gönderilip hastanelerde veya bürokraside çıkan zorluklarla uğraşmaları (cenaze nakli, hastane masrafları, kaybolan pasaportların çıkarılması, hukuki sorunlar, vs.) ve sağ kalanlara kendi dillerinde psikolojik destek verilmesi gerekir,

2. Sonraki günlerde yapılan toplu cenaze törenleri, dini ritüeller, mum yakma, çiçek bırakma vb. gibi eylemler de dibrifing eşdeğeridir ve işlevseldir. Buraya havayolu şirketi temsilcilerinin de katılması, ölenlerin yakınlarına psikolojik yardımın sürdürülmesi, tazminat da dahil ekonomik destekler verilmesi, psikolojik tepkilerin azaltılmasında yararlı olur,

3. Kazayla doğrudan ilgisi olmayan ve seyirci durumundaki insanların bile travmatize olacakları hesaba katılarak, TSSB hem kişisel hem de kitlesel plânda ele alınmalıdır. Bu tek başına bir şirketin başarabileceği bir iş olmadığından, ulusal sivil havacılık kurumunun organizasyonunu, özel kuruluşlarla anlaşmalar yapılmasını ve eğitimli / deneyimli personelin bulundurulmasını gerektirir,

4. Stres yönetimi: Bu işi yapacak olan müdahale ekipleri, doktor, psikiyatrist, psikolog ve din adamı gibi üyelerden oluşmalıdır. Sorumlulukları sadece havacılık kazalarıyla sınırlı olmayıp, deprem, sel, yangın, büyük kazalar, savaşlar ve terörist eylemleri de kapsamalıdır,

5. Tedavi: Dibrifing ve diğer desteklerle yatışmayan olguların (depresyon, psikosomatik bozukluklar, yoğun anksiyete, panik, histeri, korku, takıntı, uyku ve iştah bozuklukları, patolojik yas, vs.) psikiyatrik tedaviye yönlendirilmesi gerekir. Psikoterapi, EMDR veya ilaç tedavisi uzman kontrolünde sürdürülmelidir. Ama mağdur kişiler için en önemli ilaç, kazasız, kavgasız, sakin bir ortam temin etmeye çalışmaktır…

Sonsöz

Bu yazıda havacılık kazaları bağlamında özetlenen akut ve TSSB problemi, trafik kazaları, depremler, maden faciaları, tecavüz, cinnet, toplu katliam, işkence ve şiddet gibi ağır travmatik olayların da sonucu ortaya çıkabilir. Son yıllarda ülkemizin içinde bulunduğu sancılı süreçteki terörist eylemler, savaşlar, askeri ve sivil vahşet sahneleri, hem mağdurları hem de şahitleri derinden yaralamaktadır.

Artık bu olayların içinde fiziken yaralanan ve ölen binlerce insandan çok daha fazla sayıda, onların sevenleri, olayların şahitleri veya uzaktan izleyicisi durumunda olan milyonlarca naif insanlarımız vardır. Bunlar ruhen yaralanmakta, beklenti anksiyetesi içinde huzursuz günler yaşamaktadır... Bu anksiyete artık kitlesel boyutlara varmıştır. Bugün belki bunları idrak edemeyen ve yarın mutlaka algılayacak olan çocuklarımızda yıllar boyu sürecek psikolojik bozukluklar (TSSB) çıkması olasıdır; toplumsal depresyonu önleme sorumluluğu devlet adamlarında ve erişkin kuşaklardadır. Bizi yönetenlerden barış dolu, sakin, dingin ve huzurlu bir yaşam kurmalarını umuyor ve bekliyoruz.


E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR    Toplam 7 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
 

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
 
   
 
Hocam
17 Ocak 2017 Salı 10:17
Teror saldirilari ve bize etkilerini anlattiktan sonra Ana yazının son cümlesi " bizi yönetenlerden barış dolu sakın dingin ve huzurlu bir yaşam kurmalarını umuyor ve bekliyoruz" derken bizi yönetenlerin gereğini yapmadıklarını mı yada yanlış yönetimleri sonucu bu saldırılara maruz kaldığımızı mı anlatmaya çalışıyorsunuz da bizi yönetenlerden böyle bir temenni umuyor ve bekliyorsunuz. Ummak ve beklemek olmayan birseyin olmasını dilemek demekse eğer ben hala son cümlenizin artan son terör saldırıları ile alakasini kuramadım. Çok klasik bir algı operasyonu cümlesi gibi geldi aynen geziden beri hışımla sürdürülen. Kendilerinin kurduğu örgüte bizi yardım etmekle suçladıklari gibi. Alaka bu kuklaların arkasında duran, onlari oynatan küresel güçlerle kurulmalı idi diye düşünüyorum.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
Değerli hocam
15 Ocak 2017 Pazar 15:26
Bizi yönetenlerden umduğunuz temenniden bahsediyorum. Terör estirenler ve onları açıkça destekleyenler ve arkasındaki güçler onlara bu patlayıcıları sağlayanların tek amacı bizlere sizin son cümlenizi söyletebilmek içindir. Yani iyi yönetemedikleri için böyle oluyor dedirtip istifa etmeleri gerektiği algısı oluşturmak, kaos yaratmak olmayınca ekonomik saldırı yaparak ilerleyen Türkiye'nin önünü kesip, Ortadoğu ve Türkiye üzerindeki kendi planlarını Yerlerine getirecekleri yeni yönetimle ( Mısır gibi) bir an evvel işleme koymak. Bu kadar bombaların başka izahı varmı sizce? Ne güzel beğenmediklerini iki bomba patlatarak göndersinler. Biz bu kadar aciz bir milletmiyiz?
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
M. Çetingüç
15 Ocak 2017 Pazar 12:09
Ana yazının son cümlesi mi, cevap yazılarının son cümlesi mi, nerede hangi cümle? Lütfen anlam kargaşasına yol açan cümle hangisi?
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
Hocam
10 Ocak 2017 Salı 15:52
Son cümlede ne demek istediğinizi anlamadım. Bombaları patlatanlar da patlattiranlar da aynı şeyi söylüyorlar... nasıl yani...
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
Muzaffer Çetingüç
10 Ocak 2017 Salı 14:17
Faruk Hocam, Türk sivil havacılık sisteminde üzeri örtülü birçok zafiyet unsuru olduğu konusunda sizinle hemfikirim. Baskılarla örselenen, işten atılma tehditleriyle sünepeleştirilen, inisiyatif tanınmamakla robotlaştırılan arkadaşlarımızın uçuşun kritik safhalarında dengesini kaybetmeyen grubunun özgüvenli karar vericileri gibi davranamayacakları da maalesef bir gerçek. Ama ne yaparsınız ki burası bizim ülkemiz; yurdumuzdan ve insanımızdan umudu kesmeyeceğiz, aklımız erdiği kadar uyaracağız, düzeltmeye çalışacağız. Onlar da yaşam felsefelerini gözden geçirecekler, kendileri olmayı başaracaklar... Bu yazı, genel bir bilgilendirme ve olması gerekeni anlatmaya çalışan cümlelerden ibaret. Kurumsal ve bireysel planda adresine ulaşması ve oralarda bir etki yaratması umuduyla hazırlandı. Tabii bir de insanlarımızın son yıllardı giderek tırmanan terör olaylarıyla ilgi yaşadıkları stresler var ki, boyutu itibariyle havacılıktakiler çok hafif kalır. Saygılar
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş

10 Ocak 2017 Salı 12:02
Artık bu olayların içinde fiziken yaralanan ve ölen binlerce insandan çok daha fazla sayıda, onların sevenleri, olayların şahitleri veya uzaktan izleyicisi durumunda olan milyonlarca naif insanlarımız vardır. Bunlar ruhen yaralanmakta, beklenti anksiyetesi içinde huzursuz günler yaşamaktadır... Bu anksiyete artık kitlesel boyutlara varmıştır. Bugün belki bunları idrak edemeyen ve yarın mutlaka algılayacak olan çocuklarımızda yıllar boyu sürecek psikolojik bozukluklar (TSSB) çıkması olasıdır; toplumsal depresyonu önleme sorumluluğu devlet adamlarında ve erişkin kuşaklardadır. Bizi yönetenlerden barış dolu, sakin, dingin ve huzurlu bir yaşam kurmalarını umuyor ve bekliyoruz.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
Faruk Sayılır
9 Ocak 2017 Pazartesi 11:34
Değerli Hocam, Yine ders niteliğinde muhteşem bir değerlendirme. Keşke havayolları şirketlerinin yöneticileri ve sürekli her konuda ders veren ilgililer, bu yazıyı okuyup, periodik eğitimlerde hem kokpit, hem de kabin personellerine bu konuyu işleseler. Haddimi aşmak istemem ama, kırk yılı aşkın meslek hayatımda karşılaştığım olay ve bunlar karşısında değişik tepkiler veren sinyor kaptan seviyesindeki kişilerin, yazıda sözü edilen akut stress tepkileri dördüncü grubundaki "dengesini kaybetmeyenler" kategorisindeki davranışların dışında bir tavır içinde olabildiklerini de gözlemledim. Bu kişilerin genel karakteri; kendine güveni olmayan, işlerini başkalarının yardımıyla sürdürebilen, sürekli iş kaybı korkusuyla yaşayan ve tüm kusur ve eksikliklerini otoriteye koşulsuz biat ile kapatabileceğini düşünen kişilerin ortak karakteriydi. Bu tür kişilerin, kendileri için "yararlı ve gerekli" olduğunu düşünen yetersiz yöneticiler ve arkalarına yapışık bu insanlar her zaman "uçuş emniyetini" dolayısıyla insan canını riske sokmuşlardır. Bu gerçeğin sonucu, Türk Havayolu şirketleri Uluslararası değerlendirmelerde ancak imambayıldı ve islim kebabı kategorilerinde dereceye girebilmektedir. Ellerinize sağlık saygılarımla.
Katılıyorum  Katılmıyorum  
Puan verilmemiş
 
FACEBOOK YORUM Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
 
 
 
THY’DE ÖNCE "ÇALIŞANDAN TASARRUF"
 
İbrahim Köktener
 
 
TARKİM MAĞDURLARI DİKKAT!
 
Tuğba İncel
 
 
KANATLILAR VE GÖKLERLE İLGİLİ HURAFELER-SON
 
Osman Gazi Baykal
 
 
THY KÜÇÜLÜRKEN...
 
Faruk Sayılır
 
 
THY ÇALIŞANI HANGİ KARARI ALACAK
 
Süleyman Şen
 
 
AKUT STRES VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
 
Prof. Dr. Muzaffer Çetingüç
 
 
AIR RAGE UÇUŞ KORKUSUNUN ÖFKELİ DÖNÜŞÜMÜ
 
Afife Solak Uzel
 
 
YENİ SHT–FTL UÇUŞ EKİPLERİNE NELER GETİRİYOR?
 
Engin Aksüt
 
 
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE 305 THY İŞÇİSİNİN ZAFERİ
 
Cem Gök
 
 
2016'DA İŞÇİ HAREKETİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
 
Erhan Bilgin
  SON YORUMLAR
  ÇOK OKUNANLAR
  FOTO GALERİ
AYJET'TE 56.DÖNEM COŞKUSU

AYJET'TE 56.DÖNEM COŞKUSU

  VİDEO GALERİ
MİLLİ TAKIMI BÖYLE UĞURLADILAR

MİLLİ TAKIMI BÖYLE UĞURLADILAR

  GÜNÜN MANŞETLERİ
 
KAZAYA DAİR OLASI SENARYOLAR
PİLOT-KULE ARASINDAKİ SON KONUŞMALAR
BİŞKEK KAZASINDA BİR İDDİA
MH370'İ ARAMALAR SONLANDI
HAVA-İŞ'İN ‘ZAM' ANKETİNDEN NE ÇIKTI
CENAZELER NE ZAMAN TESLİM EDİLECEK
HATİP HOCA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
THY ÇALIŞANI HANGİ KARARI ALACAK
PEGASUS 24 MİLYONU GEÇTİ
THY'NİN "RUSYA" PERFORMANSI NE OLDU
 
  UÇUŞ BİLGİLERİ
İç Hatlar Dış Hatlar
Geliş Gidiş Geliş Gidiş
  İstanbul Atatürk
  İstanbul S. Gökçen
  Ankara
  Antalya
  HAVA DURUMU
  İstanbul
Çarşamba Perşembe Cuma
5 / 7 °C 5 / 6 °C 3 / 5 °C
  ARŞİV
 
   
  ANKET
 
İstanbul'a yeni yapılacak havalimanının adı ne olsun?
 
 
 
UNUTMAYACAĞIZ...
 
Onur Güntürkün
 
 
UNUTMAYACAĞIZ…
 
Ünal Başusta
 

  •Künye
  •İletişim
  •Havacılık Haberleri
  •Röportaj
  •Türkiye'den
  •Dünyadan
  •Seyahat Rotası
  •Havacılık
  •Uçuş Eğitim
  •Havalimanları
  •Göklere Veda
  •Havacılık Emekçileri
  •Havacılık
  •Reklam Videoları
  •Röportaj
  •Video Haber
  •Bişkek
  •dhmi
  •pegasus
  •Hava-İş
  •Sabiha Gökçen Havalimanı