Günün Haberleri   |   Giriş sayfam yap  |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle 27 Haziran 2017 Salı 
 
Demir11
Atlasglobal-kasim
TAV-TUR
atu-haz-2017
Ana Sayfa Havacılık Haberleri Röportaj Türkiye'den Dünyadan Videolar Seyahat Rotası
Demir-Lavida
   
  Erhan Bilgin alierhanbilgin@gmail.com  
2016'DA İŞÇİ HAREKETİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
12 Ocak 2016 Salı

Türkiye işçi sınıfı 2016'da yeni bir yükseliş rotasına girebilecek mi? Yeniden sosyal mücadelenin belirleyici gücü olabilecek mi? AKP'nin saldırı (kıdem tazminatının kaldırılması, taşeronlaşmanın yaygınlaştırılması, sendikasızlaştırma vd) programına karşı kitlesel ve ortak bir tutum alabilecek mi?

Bütün bunların cevabı şu olgulara bakarak verilebilir: İşçi hareketinin örgütlenme kapasitesi, yeni fikirlerin (taleplerin) ilerletici gücü, tarihi hafızasının canlanması, doğal işçi önderlerinin ortaya çıkması, siyasi (örgütlenme) yönelim... Bütün bu ölçülere göre işçi sınıfını ele aldığımızda iç açıcı bir manzara ile karşılaşmıyoruz.

Karşılaşmıyoruz ama sınıfın muazzam örgütlenme yeteneği, kısa sürede mücadeleleri birleştirme becerisi, adaletsizliğin biriktirdiği enerjinin açığa çıkması ile yeniden ortaya çıkabilir, mücadeleyi hızla sıçratabilir. Bu bir temenni, boş bir iyimserlik değildir. Tarihi- somut-nesnel bir olgudur.

Şunu da belirtelim, eskiye göre nicelik bakımından daha avantajlı durumda işçi sınıfı.

Yani işçi sınıfının gerek niceliği gerekse üretimden gelen tarihi gücünde eksilme yok. Tam tersine kapitalist sermaye birikiminin yoğunlaşması, yakın zamanda Türkiye işçi hareketinin ilk kez toplumun sayı bakımından en büyük kesimini oluşturmasına yol açtı.

Türkiye'de toplam ücretli çalışanlar ilk kez 2004 yılında toplam çalışanlar içinde büyük çoğunluk haline geldi. Bir başka anlatımla, köylü, esnaf, küçük mülk sahibi, burjuva yönetici ve uzmanlarından oluşan toplam istihdamın yüzde 50'sinden fazlasını oluşturmaya başladı. On yıl sonra günümüzde ise 2015 toplam çalışanların aşağı yukarı yüzde 65'i ücretli çalışanlardan oluşuyor. Bu rakama gerçek işsizleri, geleceğin proleterleri olan askerlik yapan erleri, öğrencileri eklediğimizde nüfusun üçte ikisini oluşturan bir çoğunluğa ulaşıyoruz.

Resmi istatistiklere göre toplam ücretli sayısı (2015 itibariyle) 17 milyon 400 bin. Bu rakama 400 bin civarındaki tarımda istihdam edilen ücretli işçi eklendiğinde, yaklaşık olarak 18 milyon rakamına ulaşıyoruz.

Biraz daha istatistik... Toplam 18 milyonluk devasa işçi kitlesinin yüzde 30'u sanayi işçisinden oluşuyor. İnşaat sektöründe de yaklaşık 2 milyon işçi çalışıyor. Geriye kalan yaklaşık 11 milyon emekçi hizmetler sektöründe (banka, ticaret, turizm, lokanta, kamu bürokrasisi, vb) çalışıyor.

Nicelik (sayı) bakımından devasa bir güç... Şalterleri indirmese, kolunu şaltere uzatmakla yetinse bile muazzam bir sarsıntı yaratacak güç…

Teşbihte hata olmaz, kasları güçlü, devasa bir işçi sınıfı var. Ama bilinci (zihni) henüz bu devasa vücudun harekete geçirilmesi için eksik. Bir başka ifadeyle işçi hareketinin fiziki gelişimi ile niteliği arasındaki gerilim çok büyük.

1960'lardan bugüne

Bugün iyice kemirilmiş olsa da birçok kazanım ve gelenek (mesela 1 Mayıs'ın kutlanması, yasal grev hakkı, kıdem tazminatı, mesela asgari ücret belirleme zorunluluğu, mesela haftalık 45 saatlik çalışma saati, sendikalaşma hakkı vd) bugüne göre fiziken çok daha zayıf olan işçi hareketinin eseri. Mesela 1970'lerin ortasında ise ücretli sayısı toplam istihdamın yüzde 29'unu oluşturuyor sanayi işçisi sayısı 1 milyon 900 bine ulaşıyordu.

O dönemde sınıfın örgütle gücü, topluma önderlik etme kapasitesi, doğal işçi önderlerinin işçi kitlesi üzerindeki nüfuzu, işçi hareketinin ülkeyi sarsmasına yetmişti.

Günümüzün en önemli meselesi bu sarsıcı gücün yeniden belirleyici hale gelmesi değilse nedir?

Bunun için galiba toplumun artık demografik bakımdan da en önemli sosyal gücü olan işçi sınıfının, bilincinin, örgütlenme kapasitesinin, toplumu değiştirme iddiasının geliştirilmesi gerekiyor. Bir diğer anlatımla, devasa fiziki gücü ile bilinci arasındaki gerilimin giderilmesi.

Geçerken belirtelim ki AKP iktidarının gücü de bu devasa gücün kontrol altına alınmış olmasına (sermaye ve siyasi iktidar tarafından yönetilebilir olmasında) dayanıyor. Ama işçi hareketinin vaziyeti diyalektik olarak da AKP iktidarının en zayıf tarafı. Bir bakıma aşil topuğu.

İşçi sınıfının harekete geçmesinde, hiç kuşkusuz kritik nokta örgütlenmeden düğümleniyor.

Büyük keşifler yapmamıza ihtiyaç yok, malum, işçi sınıfının örgütlenme düzeyi siyasal, sendikal, ve diğer biçimler bakımından son derece düşük derecede: Örgütlü olduğu sendikalar, sağ bürokrasinin kontrolü altında... Siyasal örgütlenmesi son derece zayıf... Devasa fiziki gücünü birbirine bağlayacak, işyerlerini, sektörleri aşan girişimlerden yoksun... Enerjisini birleştirecek öncü işçilerin dayanışması eksik...

Eksik olanlardan biri de sınıfın hafızasında ve hayalleri içinde bürokratsız sendika tasavvuru...

2012 Gaziantep Tekstil işçileri, geçen yıl İstanbul ve Bursa'da otomotiv ve metal işçilerinin eylemleri, bürokrasinin kontrol altında tutamayacağı sendikal oluşumlara evrilemedi. Ama bu konuda çok önemli adımlara zemin oluşturdu.

Bürokratsız sendika, toplu sözleşmeye bütün işçilerin katıldığı, sendika yöneticilerinin her an geriye çağrılabildiği, makam aracının olmadığı, yöneticinin ortalama ücret düzeyinde ücret aldığı, fabrikasında çalışmaya devam ettiği, en fazla bir dönem yöneticilik yaptığı bir oluşum. Hayal değil, Türkiye işçi sınıfı da uluslararası işçi sınıfı gibi bürokratsız sendikacılık tecrübelerine sahip. Bu sınıfı heyecanlandıracak,  onlara muazzam bir enerji aşılayacak sade, gerçekçi, yeniden-uygulanabilir bir slogana, güçlü bir talebe dönüşemez mi?

2016'nın bürokratsız sendikacılık tasavvurunun, işçi hareketine enerji aşılaması umuduyla...


E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR    Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
 

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
 
   
 

13 Ocak 2016 Çarşamba 12:31
Ne güzel olur. Belki bir son satırlarda yazdıklarınız da hayata geçer. Tarif edilen oluşuma en büyük engel mevcut sendika bürokrasileri geçmişte olduğu gibi bundan sonra da direneceği malumdur. Doğrudan demokrasinin hayata geçmesi durumunda bürokratik enkaz yığınlarının aslında hiç bir değeri ve gereği olmadığı anlaşılabilecektir. Havayolu işçilerinin piramidi tersine çevirme olarak tarif ettiği sendikal yapılanma deneyimi hem işveren hem de dönemin mevut sendikal bürokrasisinin işbirlikçi saldırısına karşı kendisini var edememiş olması bir kırılma ve geriletme yaratsa da, verilen mücadele pratiğinin tüm işçi örgütlenmeleri için gerekli ve geçerlidir. Bürokratsız sendika modelinin yaşamın tüm alanları için hayata geçmesi ise niahi bir çıkış yoludur. Kolay gelsin...
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%100
 
FACEBOOK YORUM Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
 
 
 
YORGUN KALPLER
 
İbrahim Köktener
 
 
HAVACILARLA HAYVANLARIN DOSTLUĞU
 
Osman Gazi Baykal
 
 
GÖKLERİN ASLANLARINA
 
Faruk Sayılır
 
 
HAVADA LAPTOP SAVAŞLARI
 
Süleyman Şen
 
 
HER RAMAZANDA SAHUR DAVULU GİBİ…
 
Prof. Dr. Muzaffer Çetingüç
 
 
ACT KAZASI
 
Engin Aksüt
 
 
BUSINESS JET’TE 2017’NİN EN İYİSİ
 
Şeref Sezgin
 
 
TARKİM MAĞDURLARI DİKKAT!
 
Tuğba İncel
 
 
AIR RAGE UÇUŞ KORKUSUNUN ÖFKELİ DÖNÜŞÜMÜ
 
Afife Solak Uzel
 
 
HAVA-İŞ’TEN “İHANET” PROTOKOLÜ
 
Cem Gök
 
 
2016'DA İŞÇİ HAREKETİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
 
Erhan Bilgin
  SON YORUMLAR
  ÇOK OKUNANLAR
  FOTO GALERİ
26 NİSAN DÜNYA PİLOTLAR GÜNÜ BALOSU

26 NİSAN DÜNYA PİLOTLAR GÜNÜ BALOSU

  VİDEO GALERİ
TURKİSH FIGHTER’IN  TANITIM VİDEOSU ORTAYA ÇIKTI

TURKİSH FIGHTER’IN TANITIM VİDEOSU ORTAYA ÇIKTI

  GÜNÜN MANŞETLERİ
 
ŞENER EN GÜÇLÜ 10 LİDER ARASINDA
HAVACILARLA HAYVANLARIN DOSTLUĞU
ANTALYA'DAN MOSKOVA'YA UÇUYOR
UÇUŞ KEYFİNİ ARTIRACAK İŞBİRLİĞİ
SOSYAL MEDYA FENOMENİ PİLOT
“SEKSİ MAHKUM” TÜRKİYE'DE
YENİ HAVALİMANINDA PİRELLİ DAMGASI
UÇAK HURDACILIĞI NEDEN İYİ BİR İŞ
ATATÜRK HAVALİMANI'NA YABANCI AKINI
EKONOMİ SINIFINDA İYİ YEMEK THY'DE
 
  UÇUŞ BİLGİLERİ
İç Hatlar Dış Hatlar
Geliş Gidiş Geliş Gidiş
  İstanbul Atatürk
  İstanbul S. Gökçen
  Ankara
  Antalya
  HAVA DURUMU
  İstanbul
Salı Çarşamba Perşembe
20 / 29 °C 21 / 29 °C 20 / 31 °C
  ARŞİV
 
   
  ANKET
 
İstanbul'a yeni yapılacak havalimanının adı ne olsun?
 
 
 
UNUTMAYACAĞIZ...
 
Onur Güntürkün
 
 
UNUTMAYACAĞIZ…
 
Ünal Başusta
 

  •Künye
  •İletişim
  •Havacılık Haberleri
  •Röportaj
  •Türkiye'den
  •Dünyadan
  •Seyahat Rotası
  •Havacılık
  •Uçuş Eğitim
  •Havalimanları
  •Göklere Veda
  •Havacılık Emekçileri
  •Havacılık
  •Reklam Videoları
  •Röportaj
  •Video Haber
  •pilot
  •Katar
  •pegasus
  •yeni havalimanı
  •İlker AYCI